YKS Kimya – 10.Sınıf Özeti

Milli Eğitim Bakanlığı  10. sınıf Kimya ders kitabından derlenen özet bilgilere bu yazımızda ulaşabilirsiniz. 

 

Sulu çözeltide H30+, yani H+ iyonu (proton) oluşturan maddelere asit, OH– (hidroksit) iyonu oluşturan maddelere ise baz adı verilir. Bazı asitler oluşturdukları H+ iyonunu kendi yapılarından verirken bazıları sudan açığa çıkarabilirler.

 

H+ iyonu sulu ortamda birden fazla su molekülüyle sarılır. Bunun sonucunda
H5O2 +, H7O3 + ve H9O4 + gibi iyonlar oluşur. Bu iyonların ortak gösterimi H3O+ dır.

 

Bazı bazlar sulu çözeltide OH− (hidroksit) iyonunu kendi yapısından verirken bazıları da sudan açığa çıkarabilir:

 

Asidik çözeltilerde H+ yanında sudan gelen OH– de bulunur. Bazik çözeltilerde ise OH– yanında sudan gelen H+ bulunur.

 

Bir çözeltide H+ iyon sayısı çoksa (asidik çözelti) OH– iyon sayısı azdır. Tersine OH– iyonları sayıca çoksa (bazik çözelti) H+ iyon sayısı azalır

 

Asitlerin Özellikleri :

1. Sulu çözeltilerinde iyonlaşırlar ve çözeltide elektriği iletirler.
2. Sulu çözeltilerinde H+ iyonu oluştururlar.
3. Mavi turnusol kâğıdının rengini kırmızıya çevirirler.
4. Bazlarla tepkimeye girerek tuz oluştururlar.
5. Bazı metallerle tepkimelerinde H2 gazı çıkartırlar.
6. Bulundukları maddelere ekşilik katarlar.
7. Çözeltilerinin pH değerleri 7’den küçüktür.

 

 

Bazların Özellikleri :

1. Sulu çözeltilerinde iyonlaşırlar ve çözeltide elektriği
iletirler.
2. Sulu çözeltilerinde OH− iyonu oluştururlar.
3. Kırmızı turnusol kâğıdının rengini maviye çevirirler.
4. Asitlerle tepkimeye girerek tuz oluştururlar.
5. Elde kayganlık hissi uyandırırlar.
6. Bulundukları maddelere acılık katarlar.
7. Çözeltilerinin pH değerleri 7’den büyüktür

 

pH < 7 ortamdaki H+ iyon sayısı, OH− sayısından büyüktür, çözelti asidiktir.
pH = 7 ortamdaki H+ ve OH− iyon sayıları birbirine eşittir, çözelti nötraldir.
pH > 7 ortamdaki OH− iyon sayısı, H+ sayısından büyüktür, çözelti baziktir.

 

Kuvvetli asit veya kuvvetli baz denince, bol çözünen ve sulu çözeltide tamamen iyonlaşan maddeler anlaşılır. Zayıf asitler ve zayıf bazlar ise sulu çözeltide kısmen iyonlaşır. Tamamen iyonlaşma denince asidin veya bazın pratikçe %100 iyonlaşması, yani ortamda iyonlaşmamış tür kalmadığı akla gelmelidir.

 

HCl, H2SO4 , HNO3 , HClO4 gibi asitler kuvvetli asitlerdendir. CH3COOH (asetik asit), HF (hidroflorik asit), HCN (hidrosiyanik asit), H2S (hidrojen sülfür), HOOC – COOH (okzalik asit), C6H5COOH (benzoik asit), H3PO4 (fosforik
asit), H2CO3 (karbonik asit) ise zayıf asitlere örnektir

 

Zayıf asit ya da bazların sudaki tepkimeleri yazılırken çift yönlü okla gösterilir.

 

NaOH, KOH, Ca(OH)2, Ba(OH)2 gibi bazlar kuvvetli bazlardandır. Kuvvetli bazlar da sulu çözeltide tamamen iyonlaşırlar.

 

 

Kuvvetli asit veya bazlar elektriği iyi iletirken, zayıf asit veya bazlar elektriği az iletir. Bu da ortamda oluşturdukları iyon sayısıyla ilişkilidir

 

Bir asitle bir bazın tepkimeye girerek tuz ve su oluşturduğu olaylara nötralleşme tepkimesi adı verilir

 

Bir tepkimede girenlerin ve ürünlerin mol sayıları arasındaki ilişkileri inceleyen işlemlere “stokiyometri” (element ölçümü) adı verilir.

 

 

Asitler veya bazlarla etkileşerek renk değiştiren maddelere asit / baz indikatörü (belirteç) adı verilir.Metil oranj ve fenolftalein çözeltileri yaygın olarak kullanılan asit / baz indikatörlerindendir. Metil oranj 3,1’den küçük pH larda kırmızı, 4,4’ten büyük pH larda ise sarı renklidir. Fenolftalein ise 8,3’ten küçük pH larda renksiz, 10’dan büyük pH larda ise pembe renklidir. Bitkilerdeki indikatör özellikli renkli maddelerin de farklı pH’lardaki renkleri farklıdır

 

Asit baz tepkimelerinin seyri titrasyon adı verilen teknikle incelenir.

 

Elektron verme eğilimi hidrojenden büyük olan K, Na, Ca, Mg, Al, Zn, Fe, Ni, Sn, Pb, gibi metallere aktif metaller, Cu, Ag, Hg, Au, Pt, Pd gibi elektron verme eğilimi hidrojenden küçük olan metallere ise pasif metaller adı verilir.Aktif metaller asit çözeltisi içine atıldıklarında H+ iyonlarına elektron vererek H2 gazı oluştururlar.Pasif metaller ise asitlerden etkilenmez; yani asitlerden H2 gazı çıkartmazlar.

 

Ancak bazı pasif metaller HNO3 ve H2SO4 gibi oksijenli asitlerle, özellikle asit derişik ise tepkimeye girerler. Tepkime sonucu H2 gazı değil başka bir gaz açığa çıkar. Derişik H2SO4 kullanıldığında SO2 gazı; seyreltik HNO3 ile NO gazı, derişik HNO3 ile NO2 gazı açığa çıkar

 

Altın, platin ve paladyum, HNO3 ve H2SO4’ten de etkilenmez. Bu metallere soy metal denir. Soy metaller sadece, kral suyu denilen bir asit karışımında çözünür.

Altın soy metaldir. Bilinen hiçbir asit ile tepkimeye girmez. Ancak kral suyu adı verilen 3 hacim derişik
HCl ve 1 hacim derişik HNO3 karışımında tepkimeye girerek çözünür.

 

 

Hidroflorik asit hariç tüm asitler cam şişelerde saklanabilir. Hidroflorik asit, aşağıdaki denkleme göre, camın ana bileşeni olan SiO2 bileşiğine etki eder ve bu yüzden camı aşındırır

 

Kuvvetli bazların derişik çözeltileri bazdan etkilenmeyen, plastik şişelerde muhafaza edilir.

 

Sülfürik asit, fosforik asit ve asetik asit gibi saf olarak elde edilebilen sıvı asitler kuvvetli nem çekicidir (higroskopik). Suyla etkileşince aside dönüşen bazı oksitler (SiO2, P2O5) de kuvvetli nem çekicidir. Benzer şekilde, kurutulmuş sodyum hidroksit ve sodyum karbonat gibi bazlar da kolay nem tutar.

 

 

 

Sülfürik Asit (H2SO4):

Piyasada, %96 – 98 lik çözeltisi halinde bulunur. Halk arasında zaç yağı olarak
da bilinir. Kuvvetli bir asittir ve şiddetli nem çekici özelliktedir. (5. Etkinliği
hatırlayınız). Bu özelliğinden dolayı cilde teması halinde ciddi tahribata sebep
olabilir.Bir ülkede kişi başına üretilen/tüketilen H2SO4 miktarı, o ülkenin kalkınmışlık
derecesiyle ilgili iyi bir ölçüttür.Bu asit başlıca;

?? kurşunlu akümülatörlerde elektrolit (akü asidi) olarak,
?? gübre üretiminde,
?? plastik endüstrisinde,
?? tarımsal mücadele ilacı (pestisit) eldesinde,
?? boyar maddelerin ve yapay liflerin üretiminde,
?? ham petroldeki petrol ürünlerini (benzin, mazot, fuel oil, katran) ayırmada,
(rafinasyon),
?? metal kaplamacılıkta kullanılır.

 

Nitrik Asit (HNO3):

Piyasada, %64 – 68 ’lik vb. çözeltisi halinde bulunur. Derişik çözeltisi halk arasında kezzap olarak bilinir. Kuvvetli bir asittir. Cilde teması halinde ciddi tahribatlara sebep olabilir. Nitrik asit başlıca;
?? suni gübre üretiminde,
?? patlayıcıların ve başka organik maddelerin sentezinde,
?? metallerin saflaştırılmasında ve dağlanmasında,
?? boyaların üretiminde,
?? altın işlemede, gümüş nitrat üretiminde,
?? plastik üretiminde
kullanılır.

 

Hidroklorik Asit (HCl):

HCl, gaz halinde bir maddedir. Piyasada, %36 – 38’lik çözeltisi halinde bulunur.
Çeşitli oranlarda hidroklorik asit içeren çözeltileri halk arasında tuz ruhu olarak
bilinir. Kuvvetli bir asittir. Cilde teması ve solunması halinde ciddi tahribata
sebep olabilir. Yakında iken koklamaktan kaçınılmalıdır. HCl başlıca;
?? çelik yüzeylerin temizlenmesinde,
?? PVC gibi plastiklerin ve başka organik maddelerin sentezinde,
?? evlerde temizlik maddesi (tuz ruhu) olarak
?? ilaç eldesinde,
?? deri işlemeciliğinde,
?? petrol aramada
kullanılır.

 

Asetik Asit (CH3COOH):

Piyasada, %90’lık çözeltisi halinde bulunur. Halk arasında sirke asidi olarak
bilinir. % 100 saf haliyle, 15 °C ‘ta donan ve 115 °C‘ta kaynayan bir sıvıdır. Bu
haliyle asetik asit, donar asetik asit veya buzlu sirke adını alır. Asetik asit, koklanınca
solunum yollarına zarar verir. Koklamaktan ve ciltle temasından kaçınılmalıdır.
CH3COOH, başlıca;
?? vinil asetat polimeri ve saydam selüloz asetat filmi üretiminde,
?? mutfak eşyalarında kireç çözücü olarak,
?? gıda katkı maddesi olarak,
?? kauçuk üretiminde,
?? plastik su şişelerinin ham maddesi olan PET (polietilen teraftalat) üretiminde,
?? ilaç üretiminde
kullanılır.

 

 

 

Fosforik Asit (H3PO4):

Piyasada, %75-85 lik çözeltisi halinde bulunur. Zayıf bir asittir.
Gıdalarda pH düzenleyici olarak kullanılan asitler içerisinde maliyetinin düşük
olması ve vücutta zararlı etki göstermemesi nedeniyle çok tercih edilen bir
asit türüdür. H3PO4 başlıca;
?? fosfatlı suni gübre üretiminde,
?? sabun ve deterjan katkılarında,
?? hazır gıdalarda,
?? su arıtmada pH ayarı için,
?? böcek ilacı üretiminde,
?? ilaç endüstrisinde
kullanılır.

 

 

 

Hidroflorik Asit (HF):

HF gaz halinde bir maddedir. Piyasada, %48-50 lik çözeltisi halinde bulunur.
Zayıf bir asit olmakla beraber, canlı dokularda ciddi tahribatlara sebep olabilir.
Ayrıca, camı, porseleni, seramik malzemeyi, betonu ve hatta soy metalleri aşındırma
özelliği vardır. HF koklanınca solunum yollarına zarar verir. Koklamaktan
kaçınılmalıdır. HF başlıca;
?? cam ve seramik maddeleri aşındırmada,
?? petrol rafinasyonunda,
?? ısıya dayanıklı plastiklerin (Teflon gibi) üretiminde,
?? yangın söndürücü köpüklerin üretiminde
?? buzdolabı ve klimalarda soğutma sağlayan gazların sentezinde
kullanılır.

 

 

Tartarik Asit (C4H6O6):

Katı halde, zayıf bir asittir. Üzüm suyunun ve muzun temel bileşenlerinden
biridir. Birçok hazır gıdanın yapısında bulunur. Gıda endüstrisinde E334 kodu ile
tanınır. C4H6O6 başlıca,
?? hazır gıdalarda tat geliştirme, koruma ve pH ayarlama amacıyla,
?? gümüş ayna yapımında,
?? ilaç üretiminde
kullanılır.

 

Formik Asit (HCOOH):

Sıvı halde, zayıf bir asittir. Halk arasında karınca asidi olarak da bilinir. Isırgan
bitkisinde ve karınca salgısında bol miktarda bulunur. Hazır gıdalara katılan
maddelerden birisidir. Gıda endüstrisinde E236 kodu ile tanınır. HCOOH başlıca;
?? arılara zarar veren varroa (arı biti) parazitine karşı ilaç olarak,
?? dezenfektan (mikrop giderici) olarak,
?? ham derinin işlenmesinde
?? elektrolizle kaplamada, doğal kauçuğun işlenmesinde,
?? kimyasal sentezlerde çıkış maddesi olarak,
?? böcek öldürücü ilaç üretiminde,
?? gıda katkı maddesi olarak
kullanılır.

 

Borik Asit (H3BO3):

Katı halde, çok zayıf bir asittir. Hazır gıdalara katılan maddelerden birisidir.
Gıda endüstrisinde E284 kodu ile tanınır. H3BO3 başlıca;
?? göz ve cilt için mikrop öldürücü (antiseptik) sıvıların üretiminde,
?? böcek öldürücülerin sentezinde,
?? kumaşların yapısına bağlanarak onları yanmaz hale getirmede,
?? tank zırhı ve paleti gibi uygulamalar için, sağlam ve dayanıklı çelik
üretiminde,
?? ısıya dayanıklı cam malzeme (borosilikat camı) üretiminde,
?? ahşap ve deri gibi malzemeleri korumada işe yarayan emprenye maddelerinin
üretiminde
kullanılır.

 

 

Sitrik Asit (C6H8O7):

Halk arasında limon asiti adıyla da bilinir. Katı halde, zayıf bir asittir. Meyvelerde
(turunçgillerde) bol miktarda bulunur. Hazır gıdalara en çok katılan maddelerden
birisidir. Gıda endüstrisinde E330 kodu ile tanınır. C6H8O7 başlıca;
?? hazır gıda katkısı olarak,
?? şekerleme üretiminde,
?? içecek üretiminde,
?? temizlik maddelerinin üretiminde,
?? ilaç endüstrisinde
kullanılır.

 

Yaygın Bazlar ve Kullanım Alanları

 

Sodyum Hidroksit (NaOH):

Halk arasında sudkostik adı da verilen, katı haldeyken granül veya pul görünümünde,
kuvvetli bir bazdır. Suda bol miktarda çözünür ve çözünürken çok ısı
açığa çıkar. Çözeltileri ciltte kayganlık hissi verir. Nem çekici bir maddedir. Cilde
ve özellikle gözlere olumsuz etkisi, hem protein ve yağ tipi maddelerle tepkimeye
girmesi hem de nem çekiciliği ile ilgilidir. NaOH başlıca;
?? kağıt üretiminde,
?? endüstri ölçeğinde büyük kap ve mekanların temizlenmesinde,
?? sabun, deterjan üretiminde,
?? petrol aramada,
?? evlerde lavabo açıcı olarak
kullanılır.

 

Potasyum Hidroksit (KOH):

Halk arasında potaskostik adıyla da bilinir. Katı haldeyken granül veya pul
görünümünde, kuvvetli bir bazdır. Suda çok çözünür ve çözünürken bol ısı açığa
çıkar. Çözeltileri ciltte kayganlık hissi uyandırır. Nem çekici bir maddedir. Teması
halinde cildi tahriş eder. Çünkü ciltteki protein ve yağlarla tepkimeye girer ve
nem çeker.
KOH, özellikleri ona çok benzeyen NaOH bazına göre daha pahalı bir kimyasal
olduğundan ancak özel durumlarda NaOH yerine tercih edilir. KOH başlıca;
?? potasyumlu suni gübre üretiminde,
?? bitkisel yağları, özellikleri mazota benzeyen bir yakıta (biyodizel) dönüştürmede
?? sıvı sabun (arap sabunu) elde etmek için,
?? bazı özel pillerin (alkali pil) üretiminde
kullanılır.

 

Kalsiyum Hidroksit (Ca(OH)2):
Kireç taşı CaCO3, 900 °C’ta ısıtılınca sönmemiş kireç (CaO, kalsiyum oksit) oluşur:

Kalsiyum oksit de su ile tepkimeye girerek Ca(OH)2 haline dönüşür.

Oluşan kalsiyum hidroksit kuvvetli bir bazdır. Halk arasında sönmüş kireç
olarak bilinir. Ca(OH)2 başlıca;
?? kireç ve çimento üretiminde,
?? su arıtmada,
?? kağıt üretiminde
?? deri işlemede,
?? şeker üretiminde,
?? metalürjide
kullanılır.

 

 

Magnezyum Hidroksit (Mg(OH)2):

Doğal bir mineral olan manyezit (MgCO3) 400 – 450 °C’ta ısıtılınca magnezya
adıyla da bilinen magnezyum oksit (MgO) haline dönüşür.

Bu bileşik de suyla etkileşerek magnezyum hidroksit oluşturur:

Magnezyum hidroksit suda az çözündüğü için zayıf baz sayılır. Bu bileşiğin
suyla karışımına magnezya sütü denir. 332 °C’ta, ısı alan bir tepkime verir:

Bu özelliği nedeniyle Mg(OH)2 kumaş, kâğıt, plastik gibi malzemelere katılınca
tutuşmayı geciktirir veya tamamen önler. Mg(OH)2 başlıca:
?? mide için antiasit ilaçların üretiminde,
?? alev geciktirici malzeme yapımında,
?? su arıtmada,
?? deodorant üretiminde kullanılır.

 

Amonyak (NH3):

Gaz halinde bir maddedir ve suda bol çözünür. Piyasada, %30 luk çözeltisi
halinde bulunur. Sulu çözeltisinde kısmen iyonlaşır:

İyonlaşma sınırlı olduğu için amonyak çözeltisi zayıf bir bazdır. Amonyağın
kendine özgü keskin kokusu vardır; koklanınca solunum yollarına zarar verir. Yakında
iken koklamaktan kaçınılmalıdır. NH3 başlıca;
?? azotlu gübre üretiminde,
?? nitrik asit üretiminde,
?? temizlik malzemeleri üretiminde,
?? patlayıcı üretiminde,
?? yakıt hücrelerinde,
?? gıda koruyucu üretiminde
kullanılır.

 

pH değeri 5 in altında olan yağmurlara asit yağmuru denir. Yağmur
suyu pH’sının azalmasının başlıca sebebi SO2 , SO3 , NO2 gibi asit karakterli
oksitlerdir.

 

Asit yağmurları;
?? Topraktaki mineralleri çözerek bitkiler için yararlı elementleri topraktan
uzaklaştırır.
?? Ormanlardaki asitliğe duyarlı ağaç türlerini yok edebilir (Şekil 1.9).
?? İnsan ve hayvanlarda nefes almayı zorlaştırır, nefes darlığı, akciğer kanseri
gibi hastalıklara neden olabilir.
?? Yer üstü sularında asidik ve toksik etki göstererek canlı hayata zarar verir.
?? Metal ve mermer malzemeden yapılmış eserlerde (heykeller, köprüler, iskeleler
vb.) korozyona neden olur (Şekil 1.10). Asit yağmurları doğal taşları
bile aşındırabilir.

 

Asit yağmurlarının oluşmasını azaltmak için;

?? Enerji ihtiyacını karşılamak için, doğalgaz, güneş ve rüzgar enerjisi, nükleer
enerji, jeotermal enerji gibi seçenekleri tercih etme,
?? Orman yangınlarını önleyip yeşil alanları artırma,
?? Egzoz salımını azaltmak için toplu taşıma araçlarını teşvik etme, doğal gaz,
LPG ve elektrikle çalışan araçların kullanımını yaygınlaştırma,
?? Sanayi tesislerinin bacalarına filtre takarak tozları ve kirletici gazları tutma
gibi önlemler yararlı olur.

 

Tuzlar katyon ve anyonların elektrostatik çekimle bir arada bulunduğu iyonik bileşiklerdir. Tuzdaki katyon, H+ iyonu haricinde her katyon olabilir (Katyonu H+ olan iyonik bileşikler asittir). Tuzların anyonu ise, O2− ve OH− haricinde bir anyondur (Anyonu O2− ve OH- olan bileşikler sırasıyla oksit ve baz adını alır).

 

Tuzları elde etmek için kullanılan başlıca yöntemler:

Asitlerle bazların nötralleşmesiyle:
Asitlerin metallerle tepkimesinden:
Metallerle ametallerin doğrudan etkileşimi ile:
Oksitlerin asit veya bazlarla tepkimesinden:
İki tuzun anyon / katyon değişiminden:

 

 

Tuzların Özellikleri ve Tuz Tipleri
?? Tuzların sulu çözeltileri elektrik akımını iletir.
?? Tuz çözeltileri asidik, bazik veya nötral olabilir. Aşağıda bazı örnekler verilmiştir.

Yaygın Tuzlar ve Kullanım Alanları :

 

Sodyum Klorür (NaCl):

Sofra tuzu olarak bilinir. Nötral bir tuzdur, suda çözünür. Canlıların beslenmesinde
hayati önemi vardır. Vücudun elektrolit dengesini sağlar, serum olarak
hastalarda kullanılan izotonik çözelti % 0,9’luk NaCl çözeltisidir. NaCl başlıca;
?? kışın yolların buzlanmasını önlemede,
?? tekstil endüstrisinde,
?? kâğıt üretiminde,
?? NaOH ve hipoklorit elde etmek için,
?? gıda endüstrisinde
kullanılır.

 

 

Sodyum Sülfat (Na2SO4):

Suda bol çözünür. Bazı göl sularında doğal olarak bulunur ve bu sulardan
elde edilir. Formül başına 10 mol su alarak kristallenir. Na2SO4 ∙10H2O, formülüyle
gösterilen hidratize sodyum sülfat, piyasada Glauber (glober) tuzu adıyla
bilinir. Sudaki çözeltisi çok hafif baziktir. Na2SO4 başlıca;
?? tekstil endüstrisinde,
?? deterjan üretiminde dolgu maddesi olarak,
?? kâğıt ve cam üretiminde,
?? çeşitli kimyasal maddelerin üretiminde
kullanılır.

 

Sodyum Karbonat (Na2CO3):

Bazik bir tuzdur, suda çözünür. Formül başına 10 mol su alarak kristallenir.
Na2CO3∙10H2O, formülüyle gösterilen hidratize sodyum karbonat, piyasada
çamaşır sodası olarak bilinir. Susuz sodyum karbonata soda külü de denir.
Na2CO3 başlıca;
?? cam üretiminde,
?? sert suyun yumuşatılması sürecinde,
?? tekstil boya banyolarında,
?? diş macunu ve ilaç üretiminde,
?? hazır gıda üretiminde pH ayarı için,
?? elektroliz banyolarında elektrolit olarak
kullanılır.

 

Sodyum Bikarbonat (NaHCO3):

Yemek sodası olarak da bilinir. Amfoter bir tuzdur suda çözünür. Çevre açısından
oldukça zararsızdır. NaHCO3 başlıca;
?? sert suyun yumuşatılmasında katkı maddesi olarak,
?? deodorant katkı maddesi olarak,
?? tekstil endüstrisinde,
?? antiasit ilaç üretiminde,
?? yangın söndürücü üretiminde,
?? doğal pestisit olarak bazı bitki hastalıklarına karşı
kullanılır.

 

Potasyum Nitrat (KNO3):

Halk arasında güherçile olarak da bilinir. Suda çözünür. Sulu çözeltisi nötraldir.
Yanan maddelere katılırsa yanmayı hızlandırır. Bu özelliğinden dolayı baruta
katılır. Sudaki çözeltisi nötraldir. KNO3 başlıca;
?? kara barut üretiminde,
?? potasyumlu suni gübre olarak,
?? yol, tünel inşaatlarında işe yarayan patlayıcı karışımlarda,
?? başka azotlu bileşiklerin üretiminde
kullanılır.

 

 

Kalsiyum Sülfat (CaSO4):

Doğada saf olarak bulunan tuzlardandır. Formül başına 2 mol su alarak kristallenir.
CaSO4∙2H2O, formülüyle gösterilen hidratize kalsiyum sülfat, halk arasında
alçı taşı, mineralojide jips olarak bilinir. Suda çözünürlüğü azdır (2g /L) ve
çözeltisi çok hafif baziktir. CaSO4 başlıca;
?? inşaat sektöründe alçı üretiminde,
?? sülfatlı çimento katkısı olarak,
?? tekstil sanayisinde,
?? kağıt dolgu maddesi olarak,
?? camsı porselen malzeme üretiminde katkı maddesi olarak,
?? yalıtım malzemelerinin yapısında katkı maddesi olarak
kullanılır.

 

 

Kalsiyum Karbonat (CaCO3):

Kireç taşının ve mermerin başlıca bileşenidir. Suda çözünürlüğü oldukça azdır
(13 mg / L). CaCO3 başlıca;
?? kireç ve çimento üretiminde,
?? beyaz yağlı boya yapımında,
?? plastiklere beyaz renk vermede,
?? porselen-seramik endüstrisinde,
?? kâğıt dolgu maddesi olarak,
?? gıda katkı maddesi (Ca kaynağı) olarak
kullanılır.

 

Sodyum Nitrit (NaNO2):

Zayıf bir asit olan nitröz asitten (HNO2) türer. Çözeltisi baziktir. Suda bol çözünür.
Gıda endüstrisinde E250 koduyla bilinir. NaNO2 başlıca;
?? gıda katkı maddesi olarak,
?? ilaç endüstrisinde,
?? boya üretiminde
kullanılır.

 

Sodyum Benzoat (C6H5COONa):

Benzoik asitten (C6H5COOH) türer. Bazik bir tuzdur, suda çözünür. Gıda endüstrisinde
E211 kodu ile bilinir. Bakteri ve mantar üremesini engeller. Sodyum
benzoatın koruduğu gıdalarda pH 3-5 aralığında olmalıdır. Bu yüzden gazlı içecekler
ve turşular gibi asitli gıdalar, sodyum benzoat ile korunurken, nötral veya
bazik gıdalarda bu tuz kullanılmaz. C6H5CO2Na başlıca;
?? gazlı içecek ve meyve suyu üretiminde,
?? ilaç endüstrisinde,
?? işlenmiş asidik gıda üretiminde,
?? havai fişek üretiminde,
?? kozmetik ürünleri üretiminde,
?? hayvan yemi üretiminde
kullanılır.

 

 

Amonyum Klorür (NH4Cl):

Halk arasında nişadır olarak bilinir. Asidik bir tuzdur, suda çözünür. 350 °C
civarına ısıtılırsa HCl ve NH3 oluşturur.

?? Bu tuzun, yüzey temizleme özelliği, ısıtılınca oluşan HCl den ileri gelir.
NH4Cl başlıca;
?? suni gübre üretiminde,
?? çinko karbon pillerinde elektrolit olarak,
?? galvanizleme, kalaylama ve lehimleme işlemlerinde yüzey temizleyici olarak,
?? hayvan yemi katkı maddesi olarak
kullanılır.

 

Amonyum Nitrat (NH4NO3):
Amonyak ve nitrik asitten türer. Asidik bir tuzdur, suda bol çözünür. Bu tuzun
suda çözünmesi endotermik (ısıalan) bir olaydır.

Denklemden de anlaşılacağı gibi, amonyum nitrat, çözünürken suyu soğutur.
920 g suda 80 g (1 mol) amonyum nitrat çözülürken sıcaklıkta yaklaşık 6,2°C
azalma olur. Sporcuların küçük çapta berelenmeleri için kullanılan soğutma torbalarında
bu tuzdan yararlanılır.

Bu tuzun bir başka özelliği de, saf halde iken, ısıtılınca bozunmasıdır:

Tepkimede oluşan ısı, sıcaklığı daha da artıracağı için bozunma olayı hızlanır;
patlamaya dönüşür. Bu yüzden NH4NO3 saf haliyle muhafaza edilmez. Su veya
CaCO3 ile karıştırılarak depolanır. NH4NO3 başlıca;

?? suni gübre olarak,
?? tünel ve yol yapımında işe yarayan patlayıcı karışımların bileşiminde,
?? hızlı soğutma torbalarında soğutucu olarak
kullanılır.

 

Diamonyum Fosfat ((NH4)2HPO4):

Suda bol çözünür. N ve P elementleri içerdiği için gübre olarak kullanılır ve
piyasada DAP kısa adıyla tanınır. Yapısındaki NH4
+ katyonu asit, HPO4 2− ise bazdır.

Bu yüzden, DAP iyi bir pH ayarlayıcıdır. (NH4)2HPO4 başlıca;
?? suni gübre üretiminde,
?? kağıt endüstrisinde,
?? kuru tip yangın söndürücülerde katkı maddesi olarak,
?? gıdalarda asitliği düzenlemede
kullanılır.

 

Şap (KAl(SO4)2.12H2O):
Doğada mineral olarak bulunur. Potasyum sülfat ve alüminyum sülfatın birlikte
kristallenmesiyle oluşmuş bir çift tuzdur.
Şap, suda çözününce Al(OH)3 ve H+ oluşur.

Bu yüzden şap, asidik bir tuzdur. Suda oluşturduğu Al(OH)3 hacimli bir çökelektir
ve az miktarı, jel gibi çöktüğü ortamı doldurur. Bu bileşik açık havada su
kaybederek, alüminyum oksit’e dönüşür.
Oluşan Al2O3 beyaz renkli olup kâğıtta selüloz lifleri arasındaki boşlukları
doldurarak düzgün bir yüzey sağlar.
Al(OH)3 çökeleğinin hacimli çökme ve beyaz dolgu oluşturma özellikleri nedeniyle
şap, su arıtımında ve kâğıt üretiminde işe yarar.
Şaptaki Al3+ katyonu, yün ve ipek gibi proteinlerin zincirlerindeki N ve O
atomlarına sağlam bağlarla tutunur. Bu katyon boya moleküllerine
de sağlam tutunduğu için, boya ile lif arasında bağlayıcı olarak davranır.
başlıca;
?? tekstil endüstrisinde,
?? su arıtma işlemlerinde,
?? inşaat sektöründe,
?? gıda endüstrisinde ,
?? deri tabaklama işlemlerinde,
?? kağıt endüstrisinde
kullanılır.

 

Alüminyum Sülfat (Al2(SO4)3):
Şap gibi, suda çözününce Al(OH)3 oluşturur. Şapın kullanıldığı her yerde kullanılır.
Fiyatlarına ve tedarik kolaylığına bakılarak iki tuzdan biri tercih edilir.

 

Boraks (Na2B4O7):
Boraks, ülkemizde bol miktarda bulunan önemli yer altı zenginliklerimizden
birisidir. Doğal cevherine “tinkal” denir. Tinkalin yapısındaki safsızlıkları gidermek
için cevher, asitte çözülüp boraks yeniden kristallendirilir.
Boraks kolay eriyen bir katıdır. (Erime noktası: 740 °C). Erimiş boraks birçok
minerali çözdüğü için madencilikte çok işe yarar. Boraks, H2SO4 ile tepkimeye
girerek H3BO3 oluşturur:
H3BO3 bir asit olarak yararları yanında, sodyum bor hidrür üretimi için de
çıkış maddesidir:
NaBH4 (sodyum bor hidrür), istendiği zaman H2 üretmede kullanılabilir:
Yakıt olarak H2 kullanan otomobillerde, gaz depolamak zor olduğu için
NaBH4 depolanır ve kullanılacağı zaman bu tepkimelere göre H2 elde edilir.

Na2B4O7 başlıca;
?? borsilikat camı imalatında,
?? ahşap malzemeler için koruyucu olarak,
?? porselen işlemede,
?? hidrojen gazı üretiminde
kullanılır.

 

Şekerli su gibi tuzlu su, tentürdiyot ve çay demi homojen karışım
örnekleridir. Bütün gaz karışımları homojendir. Katı karışımlar da duruma
göre homojen olabilir. Örneğin altın bilezikte, altın ile ona katılan bakırı mikroskopla
bile ayırt edemeyiz. Yani altın ziynet eşyaları homojen karışımlardır.

 

Homojen karışımlar, çözelti adıyla da bilinir. Çözeltiler iki veya daha çok maddeden oluşur

 

Cıva, pek çok metali çözebilen sıvı bir elementtir. Cıvalı karışımlara amalgam denir. Amalgamlar sıvı olabileceği gibi katı da olabilir. Bazı diş dolguları, gümüş, kalay ve bakır amalgamlarıdır.

 

 

Polar çözücüler iyonik ve polar maddeleri, apolar çözücüler ise apolar maddeleri iyi çözer. Bu genel eğilim “benzer benzeri çözer” kuralı olarak bilinir.

 

Çözücünün su olması durumunda çözünen madde taneciklerinin H2O molekülleri tarafından çevrelenmesine hidrasyon denir. Aynı olay başka bir çözücü içerisinde gerçekleşirse genel olarak solvasyon terimi kullanılır.

 

 

Çok seyreltik olan bir çözeltinin kütlece derişimini belirtmek için “milyonda bir kısım” anlamına gelen ppm (İngilizce’de “parts per million” ifadesinden) tanımını kullanırız. ppm-derişim hesaplanırken, çözünen maddenin 106 gram çözeltideki çözünmüş miktarı bulunur. Derişim birimi ppm, aşağıdaki bağıntı ile hesaplanır

 

 

Eğer çözünen ve çözücü maddeler sıvı ise, hacimce yüzde derişim hesaplamak daha uygundur. Çünkü sıvıların hacmini ölçmek, onları tartmaktan daha kolaydır. Bunun için çözünen maddenin hacminin çözeltinin hacmine oranı bulunur ve 100 ile çarpılır

 

Saf çözücünün özelliklerindeki bu üç değişim, sadece derişime bağlıdır; çözünen maddenin cinsinden bağımsızdır. Çözünenin cinsinden bağımsız ve derişimi ile orantılı olarak değişen özelliklere koligatif özellikler denir.

 

donma noktası alçalması veya kriyoskopi

 

kaynama noktası yükselmesi veya kısaca ebulyoskopi

 

Yarı geçirgen zarların küçük moleküllerin geçişine imkân verirken büyük molekülleri tutması olayı osmoz adını alır. Osmoz olayı sonunda, kabın çözelti tarafında (sol taraf ) sıvı seviyesi yükselirken, saf su tarafında seviye alçalır. Soldaki sıvı seviyesi yükseldikçe seviye farkı dolayısıyla bir basınç oluşur. Bu basınç yeterince yüksek ise, zardan birim zamanda sağa ve sola geçen molekül sayıları eşitlenir. Bu durumda osmotik denge kurulmuştur.

Çözücüsü ile osmotik denge halinde olan bir çözeltinin aradaki yarı geçirgen zara uyguladığı basınca osmotik basınç denir. Osmotik basınç, bileşik kaplardaki seviye farkından ölçülebilen sıvı basıncına (hidrolik basınç) eşittir

 

Bileşik kaplarda, çözelti üzerine fazladan bir mekanik basınç uygulanırsa, saf su tarafına geçen moleküllerin sayısı, tersi yöndeki moleküllerden fazla olur. Bu olaya ters osmoz denir.Ters osmoz olayında sıvı akış yönü osmozdakinin tersinedir.

 

Her tarafında aynı bileşim ve fiziksel özellikleri göstermeyen karışımlara heterojen karışımlar denir.Heterojen karışımlar birden çok fazdan oluşurlar

 

Bilim dilinde, çözeltilerle birlikte heterojen karışımlar dispers sistemler olarak bilinir. Dağılan maddenin boyutu 1 nm’den büyükse bu karışımlar için genel olarak sôl terimi kullanılır.

 

 

 

 

Aerosol denince gaz ortamında heterojen dağılmış, sıvı veya katı tanecikleri akla gelir. Sis ve duman birer aerosoldür. Aerosolde dağılan madde boyutu 10- 1000 nm arasında ise o zaman koloidal aerosol terimi kullanılır.

 

Yanmayan maddelerden elde edilen ve koloidal katı köpük örneği olan aerojel malzemesi, çok düşük yoğunlukludur ve iyi ısı izolasyonu sağlar. Örneğin, çiçeği alevin yüksek sıcaklığından koruyabilir.

 

Emülsiyon, sıvı bir maddenin başka bir sıvı madde içerisinde çözünmeden dağılmasıyla oluşan karışımdır. Emülsiyonlar da dağılan maddenin tane boyutuna bağlı olarak, kaba emülsiyon veya koloidal emülsiyon olabilir. Zeytinyağı- su karışımı çalkalanınca bir kaba emülsiyon elde edilir

 

Süspansiyon, katı taneciklerinin sıvı bir ortamda çözünmeden dağılması ile
oluşan bir karışım türüdür. Böyle karışımlara, daha genel bir terim olan sôl adı
da verilir. Katı taneciklerinin boyutları 105 nm (0,1 mm) sınırının üzerinde ise
çıplak gözle görülebilir ve belli bir zaman sonra dibe çökerler. Böyle süspansiyonlar
kaba süspansiyondur. Örneğin çamurlu su böyle bir süspansiyondur.Süspansiyonda dağılmış maddenin tanecik boyutu 10 -1000 nm arasında ise,
bu karışım çok geç çöker veya hiç çökmez. Böyle karışımlara koloidal süspansiyon
denir. Peynir suyu, yumurta akı ve incir sütü koloidal süspansiyonlardır.

 

Katı köpükler ya sıvı bir köpükte dağıtıcı ortamı oluşturan sıvının donmasıyla
oluşur; ya da sıvı çözeltideki çözücü sıvının aniden buharlaştırılmasıyla elde
edilir. Ponza taşı, volkanlardaki sıvı köpüklerin donmasıyla oluşmuştur. Strafor
ise, yüksek basınç altında CO2 sıvısı içinde bir polimer çözerek elde edilen çözeltideki
çözücünün hızla buharlaştırılması sonucunda meydana gelir.

 

Jeller, ince ağ şeklinde yapıya sahip katılar içinde sıvıların hapsedilmesi sonucu
oluşur. Jelatin, protein içinde dağılmış su içerir. Muhallebi de, nişasta polimer
molekülleri arasında hapsolmuş su adacıklarından oluşur

 

Katı sôller veya katı süspansiyonlar, sonradan donmuş sıvı süspansiyonlardır.
Örneğin taşlar, SiO2 gibi bir sıvı içinde çeşitli boyutlarda dağılmış mineraller
karışımı iken (yani bir sıvı süspansiyon iken), soğuma sonucu katılaşmıştır.

 

 

Uçuculuk Farkına Dayalı Yöntemler

 

Buharlaştırma
Katı maddeler sudaki çözeltilerinden, kolaylıkla ayrılabilir; çünkü su katılara
göre çok daha uçucudur. Örneğin, tuzlu sulardaki tuz, geleneksel olarak, buharlaştırma
yöntemiyle sudan ayrılabilir. Bu işlemin uygulandığı tesislere tuzla
denir.

 

Damıtma
Bir karışımın bileşenlerinden biri uçucu, diğerleri değilse, bu karışımdaki
sıvıyı buharlaştırma ve sonra yoğuşturma yoluyla ayırabiliriz

 

 

çok sayıda sıvıyı birbirinden
ayrılabildiği için ayrımsal damıtma

 

 

 

Süblimleştirme
Katı haldeki bir madde ısıtıldığında önce sıvıya, sonra da bu sıvı gaz haline
dönüşür. İyot ve naftalin gibi bazı katılar ise ısıtıldıklarında sıvı hale geçmeden
doğrudan gaz haline geçerler. Bu olaya süblimleşme adı verilir.

 

Tanecik Boyutu Farkına Dayalı Yöntemler

 

Süzme
Süzme tekniği sıvı veya gaz ortamlarda dağılmış katı maddelerin ayrılması
işlemidir.

 

Diyaliz

Molekül ve iyonların yarı
geçirgen zar gözeneklerinden geçerek bulunduğu ortamdan ayrılması sürecine
diyaliz denir. Yarı geçirgen zar hem su moleküllerinin hem de küçük boyutlu
bazı moleküllerin/iyonların geçişine izin verir; kan hücreleri ve büyük boyutlu
moleküllerin geçişlerine izin vermez.

 

Yoğunluk Farkına Dayalı Yöntemler

 

Ayırma
hunileri, bu şekilde iki faz oluşturmuş sıvıları birbirinden ayırmak için kullanılır.

 

Dinlendirme – Aktarma

Katı-sıvı heterojen karışımlarını ayırmak için her zaman süzme yapmak pratik
olmayabilir. Örneğin, süzülmeden bardağa dökülmüş çay içerisinde çay yapraklarının
zamanla dipte toplanması veya kirli bir su havuzunda toz ve çamurun
dibe çökmesi birer dinlendirme işlemidir

 

Dinlendirme ile sıvının dibine çöken katıyı çok fazla hareket ettirmeden
üstteki sıvıyı başka bir kaba alma işlemine aktarma (dekantasyon) denir. Bu
teknik, heterojen katı-sıvı karışımlara uygulanabileceği gibi bazı sıvı-sıvı karışımların
ayrılmasında da uygulanabilir. Örneğin, sıkma ile elde edilen ham zeytinyağının
altında bir miktar sulu faz (kara su) oluşur. Zeytinyağı alttaki sudan
aktarma ile ayrılır.

 

Yüzdürme (Flotasyon)

Böyle karışık bir cevherdeki asıl minerali diğer
safsızlıklardan ayırmak için, cevheri suda yüzdürme (flotasyon) yöntemi uygulanır.

 

Santrifüjleme

Karışım
döndürülürken sıvıda dağılmış yoğun ve büyük boyutlu tanecikler dışa doğru
büyük bir kuvvetle (merkezkaç kuvveti) itilir. Daha büyük kuvvetle itilen tanecikler
dipte toplanırken, daha hafif tanecikler üstte kalır.

 

 

Pıhtılaştırma (Koagülasyon)

Suda dağılan katı madde tanecikleri 1000 nm’den daha büyük boyutlu ise bu
katı çoğu zaman yer çekimi etkisi ile dibe çökebilir. Ancak suda dağılmış, tanecik
çapları 10 – 1000 nm arasında olan katılar (koloitler) uzun süre bekletilse bile
dibe çökmez ya da çok yavaş çöker. Bu taneciklerin boyutları da çok küçük olduğundan
normal süzme sistemlerinde süzme ortamının gözeneklerinden geçerler
ve karışımdan ayrılmazlar. Koloitlerdeki katıları, çöktürmeden önce birbirine
veya başka bir katı yüzeyine tutundurmak gerekir. Koloidal boyutlu parçacıkları
büyütüp çökebilir hale getirdikten sonra ayırma işlemine koagülasyon denir.

 

 

Bir Katıya Bağlanma Eğilimi Farkına Dayalı Yöntemler

 

Bazı katıların yüzeyleri, belli maddeleri güçlü şekilde bağlarken başka pek
çok maddeyi bağlamaz. Bir maddenin bir katı yüzeyine tutunması olayına
adsorpsiyon denir

 

Fosil yakıtların başlıcaları aşağıda
listelenmiştir:
?? Yüksek oranda karbon içeren antrasit ve taş kömürü,
?? Daha düşük karbonlu linyitler,
?? Kömürleşme süreci tamamlanmamış turbalar,
?? Bir hidrokarbonlar karışımı olan ham petrol ve asfaltitler,
?? Kaya gazı üretiminde kullanılabilen, “kaya içine dağılmış ham petrol” diye
tanımlayabileceğimiz bitümlü şistler,
?? Metan, etan, propan gibi uçucu hidrokarbonlar karışımı olan doğal gaz.

 

 

Yanmadan geride kalan anorganik
maddeler karışımına kül denir. Kömürün kül oranı ne kadar düşükse (karbon ve
karbon bileşikleri oranı ne kadar yüksekse) kömür o kadar kalitelidir.

 

Ham madde olarak kömür genel olarak havasız ortamda tepkimeye sokulur.
Örneğin; taş kömürü , havasız ortamda dıştan ısıtılırsa, uçucu kömür
bileşenlerinin hepsi buharlaşıp ayrılır. Geriye saf karbon ve külden oluşan gözenekli
bir katı kalır. Bu katıya kok denir. Kok, metal oksitlerden metal
üretimi gibi endüstriyel amaçlar için ham madde olarak kullanılır.

 

Kok üretilirken ele geçen uçucu kısım, kok gazı adı verilen yakıt yanında,
benzen, toluen, ksilen, anilin, naftalin, fenol, amonyak gibi birçok yararlı endüstri
ara maddeleri de içerir.

 

Ölü bitkilerin kalıntıları, tortul katmanlar altında
beklerken önce turba kömürü, sonra sırasıyla linyit, alt bitümlü kömür,
bitümlü kömür (taş kömürü) ve son olarak da antrasit meydana gelir

 

Kömürün ısıl değeri, yani birim kütlede (1 kg) kömür yakılınca açığa çıkan
ısı miktarı: Isıl değeri yükseldikçe kömürün kalitesi yükselir.
?? Kömürdeki karbon, kül, kükürt ve azot oranları: Karbon oranı arttıkça kalite
artar; kül, kükürt ve azot oranları arttıkça kalite düşer.

 

 

Hidrokarbonlar, karbon ve hidrojenden oluşmuş bileşiklerdir. Yapılarındaki
karbon atomları arasında sadece tek bağlar varsa alkan; çift bağlar varsa alken;
üçlü bağlar varsa alkin adını alırlar. Halkalı yapıda olup dönüşümlü (konjüge)
çift bağlar içeren hidrokarbonlara da aromatik bileşikler denir.

 

Alkanlar
Metan (CH4) ve etan (C2H6), alkan sınıfından bileşiklerdir. Alkanlarda, her bir
C atomu, H ve / veya C atomları ile dört tane tekli kovalent bağ yapar. Parafinler
olarak da adlandırılan alkanlar, sadece tek bağ içerdikleri için doymuş hidrokarbonlardır.

 

Alkanların genel kapalı formülleri CnH2n+2 şeklinde gösterilebilir. İlk dört alkanın
adları özeldir. Beş ve daha çok karbonlu alkanlar adlandırılırken, karbon
sayısının Latince adlarından yararlanılır

 

 

Dört ve daha az sayıda karbon atomu içeren küçük moleküllü alkanlar oda
sıcaklığında gaz halindedirler. Bu dört gaza petrol gazları da denir. Propan ve
bütan atmosferik basınçtan biraz daha yüksek basınç altında kolaylıkla sıvılaşabilir.
Sıvılaştırılmış petrol gazının (LPG) ana bileşenleri bu iki bileşiktir.
Genel olarak 5 – 16 karbonlu alkanlar sıvı, daha yüksek karbonlular katıdır.

 

 

Sikloalkanlar
Sikloalkanlar veya naftenler, bir veya daha fazla karbon halkalı, doymuş hidrokarbonlardır.
Siklohekzan (C6H12) molekülünde 6 C atomu birbirlerine tek kovalent
bağlarla bağlanarak altılı halka oluşturmuştur

 

Naftenlerde halka sayısı birden çok olabilir. Tek halkalı naftenlerin kapalı
formülleri CnH2n’dir. Halka sayısı kaç tane olursa olsun sikloalkanlar alkanlarla
benzer özelliklere sahiptir.

 

Alkenler
Hidrokarbon moleküllerinde iki C atomu arasında çifte bağ bulunursa, olefinler
olarak da bilinen alkenler oluşur.Alkenler, yapılarındaki C atomları, bağlayabilecekleri hidrojen sayısından
daha az hidrojen atomları içerdiklerinden doymamış hidrokarbonlardandır.
Alkenlerin genel formülleri CnH2n’dir. Eten (C2H4) en basit alkendir; etilen olarak
da adlandırılır. Diğer alkenler alkanlara benzer şekilde adlandırılır. Aradaki tek
fark, alkan adının sonundaki “–an” son eki yerine “-en” ekinin geçmesidir

 

Alkinler
Bir diğer doymamış hidrokarbon türünde iki C atomu arasında bir üçlü bağ
vardır. Bu tip hidrokarbonlara alkinler adı verilir. Genel formülleri CnH2n-2’dir. En
küçük alkin olan asetilen (C2H2)’den dolayı bu grup hidrokarbonlara asetilenler
de denir. Ham petrolde alken ve alkin grubu bileşikler bulunmaz.Etin (C2H2) en basit alkindir; asetilen olarak da adlandırılır. Diğer alkinler
alkenlere benzer şekilde adlandırılır. Aradaki tek fark, alken adının sonundaki
“–en” son eki yerine “-in” ekinin geçmesidir

 

 

Aromatik Hidrokarbonlar
Aromatik hidrokarbonlar veya arenler, halkalı yapılıdır. Genellikle halkaları
altı atomludur (Şekil 3.15). En basit aren olan benzenin açık formülünü yazmak
zaman alıcı olduğundan çoğu zaman iskelet formülü kullanılır.

 

Benzen molekülündeki ikili bağların yerleri sabit değildir. Yani halkadaki
elektronlar molekül içinde gezicidir. Sonuçta, mezomer formlar dediğimiz farklı
gösterimler kullanılır. Bu yüzden benzen molekülünde üç tane ikili bağa ait altı
elektronu bir çemberle gösterme geleneği yaygınlaşmıştır.
Benzen mükemmel altıgen simetrisi ile apolar bir moleküldür. Su ile karışmayan
tipik bir organik sıvı örneğidir.

 

 

Bütün aromatik bileşikler, karbon bakımından çok zengin oldukları için isli bir
alevle yanar. Aromatik bileşiklerin bir diğer genel özelliği keskin kokulu olmalarıdır.
Aromatik kelimesi buradan gelir (aromatik=kokulu). Çok halkalı aromatik
bileşikler de benzen gibi kanserojen özellik taşır.

 

 

Benzendeki H atomlarından biri yerine –OH grubu geçerse fenol (C6H5OH),
-NH2 grubu geçerse anilin (C6H5NH2) türer.

 

 

Benzen halkasındaki bir C atomunun azot atomu ile yer değiştirmesi sonucu
piridin (C5H5N) molekülü ele geçer. Piridin, benzen gibi aromatik bir bileşiktir
ve zayıf baz karakterlidir.

 

Temiz enerji kaynakları arasında başlıca;
?? hidroelektrik,
?? güneş,
?? rüzgâr- dalga,
?? jeotermâl,
?? hidrojen,
?? bitki kökenli yakıtlar
sayılabilir

 

 

Bitki Kökenli Yakıtlar
Bitkisel kaynaklardan elde edilen enerjiye biyoenerji denir. Odun, talaş,
kuru meyve kabukları ve bitkisel atıklar, bitki kökenli yakıtların başlıcalarıdır. Bu
yakıtlara topluca biyokütle de denir. Hayvan gübreleri ve çöpler bile biyogaz
haline dönüştürülerek yakıt elde edilebilir(Şekil 3.23). Bu dönüşüm için kullanılan
tesislere biyoreaktör denir.

 

Monosakkaritler
Basit karbon hidratlar genelde altı karbon atomludur ve halkalı yapıdadır. En
basit örnekleri glikoz ve fruktozdur. Glikoz ve fruktoz gibi tek halkalı şekerlere
monosakkarit denir

 

Disakkaritler
Karbohidrat türü bazı şekerler iki halkalıdır. İki halkalı karbon hidratlara disakkarit
denir. Piyasada satılan çay şekerinin kimyadaki adı sakkarozdur. Sakkaroz,
glikoz ve fruktoz halkalarının aralarından bir H2O molekülü ayrılarak birbirine
bağlanması ile oluşur. Disakkaritlerin kapalı formülleri aynıdır (C12H22O11).
Sütteki laktoz (süt şekeri) ve arpadaki maltoz (malt şekeri) diğer disakkarit örnekleridir.

 

Eşitmoranda glikoz ve fruktoz içeren bu şeker karışımına invert şeker denir.

 

Polisakkaritler
Bitkiler fotosentezle ürettikleri şekeri çok halkalı polimerlere dönüştürerek
depolar. Monosokkarit halkalarının polimerlerine polisakkarit denir. En yaygın
iki polisakkarit olan nişasta ve selüloz, glikoz birimlerinden oluşmuştur

 

Gıdalardaki nişastadan sindirim sonucu oluşan glikozun vücut tarafından
kullanılmayan kısmı karaciğerde glikojen adı verilen bir tür nişastaya dönüştürülür.
Glikojen vücudun ihtiyaç duyduğu anda hızla glikoza hidroliz edilip kullanılabilir.
Karaciğerin glikojen depolama kapasitesi aşılırsa, glikozun fazlası yağa
dönüşür ve bu formda depolanır

 

Yağlar, gliserinin çok karbonlu organik asitlerle oluşturduğu büyük moleküllü
bileşiklerdir

 

Proteinler, aminoasit adı verilen bileşiklerin karışık polimerleridir. Aminoasitlerin
genel yapıları yanda verilmiştir. Aminoasit molekülündeki −NH2 grubuna
amino, −COOH grubuna da karboksil denir. İnsan vücudundaki proteinlerde
20 kadar farklı aminoasit vardır. Aminoasitler R grubu değiştikçe farklanır.

 

Tortul kayalar, Al3+, Fe2+, Fe3+, Ti3+ gibi yer kabuğunda bol bulunan katyonların
çözülebilir bileşiklerini de içerdiği için, Ca2+ ve Mg2+ bakımından zengin
sularda bu katyonlar da bulunur. Böyle sulara sert su denir. Bu tür katyonları
içermeyen veya çok az içeren sular da yumuşak su olarak bilinir.

 

Fransız sertlik tanımına göre; kaynak sularının sertliği, çoğu zaman 4 birimden
daha küçüktür. Daha sert sular da içilebilir; ancak sertlik arttıkça suyun içim
kalitesi azalır.

 

Sert sular, sabun ile temas edince adına sabun taşı denilen bir çökelek
oluştururlar. Bu çökelek (lavabo kiri) boruları tıkayabilir; kumaş dokusuna
yapışarak sertleşmeye neden olabilir, hatta deri dokusunda tüy diplerini
tıkayarak vücudun hava almasını kısmen engelleyebilir.

 

Suyun sertliği yanında, bulanıklık, renk, koku, iletkenlik, pH değeri gibi
özellikler belli sınırları aşarsa suyun içim kalitesini olumsuz etkilerler. Ayrıca
suda bulunabilir mikroorganizmalar, tifo, dizanteri, kolera gibi bazı salgın hastalıklara
yol açar

 

 

 

 

 

E1100 Amilaz: Gıdalardaki nişastayı parçalamaya yardımcı olan bir tür enzimdir.
Mantar tipi mikroorganizmalardan ve memelilerden elde edilir. Katıldığı
gıdanın hazmını kolaylaştırır.

E1400 Dekstrin: Mol kütlesi küçük bir tür nişastadır. Suda koloit oluşturur.
Katıldığı gıdanın akışkanlığını azaltır.

E1503 Hint Yağı: Mercimek ve benzeri baklagillerin raf ömrünü uzatmak
için kullanılır.

E1520 Propilen Glikol: Nem çekici bir sıvıdır. Krem kıvamındaki gıdalara kurumayı
önlemek için katılır.

 

Yağ asidi sodyum tuzunun oksijenli ucu hidrofil, hidrokarbon zinciri olan kuyruk kısmı hidrofobdur.

 

potasyumlu sabunlar Arap sabunu

 

baş kısmı, su molekülleri tarafından kuşatılan iyonik kısımdır. Böyle moleküller,
su ortamında küçük bir yağ damlacığıyla karşılaşınca hidrofob kuyruklar yağ içine çekilirken iyonik
uç suya yönelir ve bir düzen oluşur. İçi yağ dolu, dışı suya yönelmiş
gruplardan oluşan bu düzenleniş biçimine misel denir. Miseller dış yüzeyleri yüklü olduğu için bir araya gelemezler; su ortamında koloidal halde kalırlar.

 

Deterjan, “temizleyici” anlamına gelir. Bu ad altında piyasaya sürülen ürünlerde,
sabundakine benzer şekilde, bir ucu hidrofil, diğer ucu hidrofob olan uzun
zincirli moleküller bulunur. Yüzey aktif madde veya emülgatör de denilen bu
maddelerden ikisinin yapıları aşağıda verilmiştir.

 

 

 

Polimerler, aynı maddenin çok sayıda basit moleküllerinin birbirine bağlanmasıyla
oluşan uzun zincirli moleküllerdir. Birbirine bağlanan basit moleküllere
monomer, bu bağlanma sürecine de polimerleşme denir.

 

 

Her kozmetik ürün bir karışımdır. Bu karışım, genellikle bir çözücü sıvı yanında,
emülsiyonlaştırıcı, koruyucu, antimikrobiyal, kıvam düzenleyici, renk/koku
verici, pH düzenleyici vb bileşenler içerir

 

Kozmetik ürünleri, fiziksel görünüme göre 6 ayrı
grupta düşünebiliriz:
1. Toz ürünler
2. Süspansiyonlar
3. Emülsiyonlar
4. Çözeltiler
5. Mum kıvamında ürünler
6. Kozmetik sabunlar

 

Ampuller, doğrudan kana veya deri altına veya kaslara verilecek ilaçların
kapalı cam ambalajlarıdır. Genelde bir ampul içine bir kullanımlık etken madde
konur. Ampuldeki etken madde, su, yağ gibi bir çözücü içinde çözünmüş veya
çok küçük boyutta dağılmış haldedir. Ayrıca ampul içine, çözeltinin osmotik basıncını
vücut sıvılarınınkine eşit yapacak kadar NaCl tuzu eklenir.
Tabletler, ağız yoluyla alınan katı ilaç formlarının en yaygınıdır. Tabletlerdeki
etken madde oranı genelde % 10’u geçmez. Etken madde, TiO2 ve CaCO3
gibi vücuda zararı olmadığı bilinen bir mineralin tozu ile karıştırılıp seyreltilir.
Seyreltme amaçlı bu katıya dolgu maddesi denir. Tabletteki dolgu maddesi ile
yutma kolaylaştırıcı (kayganlaştırıcı), tatlandırıcı, renklendirici vb. maddelerin
toplam oranı genelde %80 civarındadır. Geri kalan kısım, tabletin midede dağılmasını/
çözünmesini kolaylaştırıcı maddelerdir.
Bazı tabletlerin dış yüzeyi, etken maddenin kötü tadını örtmek için şeker ile
kaplanır. Böyle tabletlere draje denir. Tabletin midede çözünmesini önleyip enzim
etkisiyle bağırsaklarda parçalanan protein veya karbon hidrat filmlerle kaplı
tabletler de vardır.
Kapsüllerde, katı etken madde, diğer bileşenlerle birlikte küçük boyutlu
silindirik bir kap (kapsül) içine doldurulmuştur. Kapsülün dışındaki malzeme,
maksada göre midede veya bağırsakta çözünür.
Şuruplar, diğer formlarda ilaç alması zor olan çocuklar ve solunum yolu rahatsızlığı
olan hastalar için geliştirilmiş bir ilaç formudur. İlaç dozunu ayarlamak
için standart bir kaşık ölçek kullanılır. Şuruptaki etken madde, su, tatlandırıcı ve
diğer yardımcı bileşenlerle bir arada çözülmüştür. Genelde çözelti halindedir
ancak süspansiyon ve emülsiyon halinde şuruplar da vardır

Kremler, etken maddenin diğer bileşenlerle birlikte su ortamında yüksek
derişimde dağılarak, oluşturduğu yarı akışkan dispers sistemlerdir. Deri üzerine
uygulamak için kullanılır.
Merhemlerin, kremlerden tek farkı, dağıtıcı ortam olarak su yerine yağ içermesidir.
Bu ilaç formu da deri üzerine uygulanır.
Damlalar, genelde göz, kulak ve burun için uygun ilaç formudur. Etken
madde, damlatılacağı dokuya zarar vermeyen kimyasallarla osmotik basıncı
ayarlanmış su içinde çözülmüşdür.
Spreyler, özellikle solunum sistemi ilaçları için yararlı bir ilaç formudur. Örneğin;
astım hastaları solunum rahatlatıcı olarak ya buharları doğrudan akciğerlerine
çekerler, ya da ilaç spreyde aeresol haline getirilerek akciğerlere ulaştırılır.

 

 

Tebeşir, büyük oranda kalsiyum karbonat, az miktarda kil ve kum tozu içerir.
Tebeşirde kullanılan kalsiyum karbonat doğal kireç taşından değil özel deniz
dibi çökellerinden elde edilir. Bu çökeller, jeolojik zamanlar boyunca deniz dibi
canlılarının kabuklarının birikmesiyle oluşmuştur.

 

Doğal yapıştırıcılar, nişasta (dekstrin), doğal reçine, kazein ya da başka bir
protein polimerinden yapılır. Örneğin, un hamur yapılıp bu hamur tuzlu su ile
yıkanırsa, basit bir yapıştırıcı olan gluten elde edilir

 

doğal tutkalların yerini büyük ölçüde sentetik yapıştırıcılar
almıştır. Sentetik yapıştırıcılar, herhangi bir organik sıvı içinde çözünmüş sentetik
polimerden oluşur. Örneğin; lastik (kauçuk) yüzeyleri yapıştırmak için kauçuğun
toluendeki çözeltisi kullanılır.

 

Toprakta birincil besin elementleri (makro elementler)
denince,
?? N, azot
?? P, fosfor
?? K, potasyum
akla gelir. İkincil besin elementleri de üç tanedir:
?? Ca, kalsiyum
?? Mg, magnezyum
?? S, kükürt
Eser besin elementleri aşağıda listelenmiştir.
?? B, bor
?? Cl, klor
?? Mn, mangan
?? Fe, demir
?? Zn, çinko,
?? Cu, bakır,
?? Mo, molibden
?? Ni, nikel

 

DAP, diamonyum fosfat, (NH4)2HPO4 gübresinin kısaltılmış adıdır. Diamonyum
fosfat tuzu, amonyak ve fosforik asitten elde edilir.

 

Sonuçta balıkların ve diğer su canlılarının yaşam alanları daralır ve doğal
denge bozulur. Bu sürece ötrofikasyon adı verilir. Ötrofikasyon birçok akar su
ve gölde balık ve kerevit popülasyonlarını olumsuz etkilemektedir

 

Kireç fırınından elde edilen kalsiyum oksit (CaO), sönmemiş kireç olarak
da bilinir. CaO üzerine bol miktarda su ilave edildiğinde, Ca(OH)2 (sönmüş kireç)
oluşur

 

Pencere camı, (soda camı) kum ve sodyum karbonattadan yapılır. Bu iki
maddenin karışımı yüksek sıcaklığa ısıtılınca erir. Eriyen kum, SiO2 birimlerinden
oluşan üç boyutlu bir polimer meydana getirir.

 

Pişirilmiş seramikler, metal oksitleri karışımından oluşan, yüksek sıcaklıkta
eritilmiş bir sıvıya daldırılıp çıkarılırsa yüzeylerinde sert ve düzgün bir film tabakası
oluşur. Buna sır denir. Sırlanmış seramiklerin görünümleri daha parlaktır.
Suyu da sızdırmazlar.
Seramik malzeme için hazırlanan harçtaki kil saf ve beyaz ise (Fe içermiyorsa),
pişirme sırasında renklenme olmaz. Böyle seramik malzemelere porselen
denir. Porselenler çoğu zaman sır kaplanarak kullanılır.

 

Boyalar, mekânların ve eşyaların yüzeyini kaplayan koruyucu ve güzelleştirici
karışımlardır. Çok çeşitli boya karışımları mümkündür. Bunların hepsinin
bileşiminde aşağıdaki maddeler bulunur:
?? Pigment veya boyar madde
?? Çözücü /dağıtıcı sıvı
?? Bağlayıcı madde
?? Yüzey örtücü madde

 

Yağlı boyalar, bağlayıcıları ve pigmentleri suda dağılmadığı için dış cephelerde
kullanıma daha uygundur. Çünkü dış cephelerin yağışlardan etkilenmesi
daha muhtemeldir. Sık temizlenen iç cepheler de yağlı boya ile boyanır.
Su bazlı boyalar daha ucuz ve organik çözücü içermediği için boyama süreci
daha sağlıklıdır. Ancak bu boyalar yağlı boyalar kadar düzgün yüzey oluşturmaz
ve temizlenmeleri daha zordur. Su bazlı boyaların dayanım süresi yağlı boyalardan
daha kısadır. Bu yüzden dış cephe ve ahşap boyamada kullanılmazlar, iç
mekânlara uygulanır.

 

Doğal havada bulunmayan kirleticiler iki grupta incelenir: partiküler
maddeler ve kirletici gazlar.
Partiküler madde denince 10 mikrometreden daha küçük boyutlu tanecikler
akla gelir. Yağmur, kar, sis, dolu, çiğ gibi partiküler maddeler doğaldır. Duman,
is, toz, aeresol gibi insan faaliyetleri sonucu atmosfere karışan türler de vardır.
Kirletici gazlardan en önemlileri, CO, SO2 , NO ve NO2 gazlarıdır. Bu gazlar
fosil yakıtların yakılmasıyla atmosfere karışırlar.

 

Delokalizasyon (mezomeri): İkili ve üçlü bağlardaki π-bağı elektronlarının belli bir atomun yörüngesinde
kalmayıp molekül içinde yer değiştirmesi. π-bağı elektronlarına delokalize elektronlar denir.

 

Dispers sistem: Bir maddenin başka bir madde (ortam) içinde küçük boyutlu tanecikler halinde dağılmasıyla
oluşan heterojen veya homojen sistem. Çözeltiler, koloitler, emülsiyonlar ve süspansiyonlar dispers
sistemlerdir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu